Londra’da bugün düzenlenen ‘eşcinselliğin tedavi edilmesine’ yönelik bir konferans, doktorlarca eleştirildi. Konferans, çeşitli çevrelerden de tepki aldı.

LONDRA – ‘Anglikan Ana Akımı’ adlı bir kilise grubu tarafından düzenlenen etkinlikte ABD’li  psikolog Joseph Nicolosi de yer alıyor.  Joseph Nicolosi, çok sayıda kişinin heteroseksüel olmasına yardımcı olduğunu söylüyor.

Doktor Nicolosi, insanlara kendi ifadesiyle “heteroseksüel potansiyellerini yirmi beş yıl boyunca artırabilmeleri” konusunda yardımcı olduğunu söylüyor. ABD’li psikolog, uyguladığı ‘tedavinin’ erkek eşcinseller arasında başarı oranının ise üçte iki olduğunu söylüyor.

İngiltere Kilisesi, bu türden terapileri desteklemediğini açıklamıştı. Ancak bu konferansı düzenleyen ‘Anglikan Ana Akımı’ adlı grup, bu yaklaşımın daha iyi öğrenilmesi gerektiğini savunuyor.

‘Kanıt yok’

İngiltere Kraliyet Psikiyatristler Koleji (The Royal College of Psychiatrists) ise bu tedavinin işe yaradığı konusunda elde bir bilimsel kanıt bulunmadığını söylüyor. Kuruluş ayrıca bu tedavinin kişiler üzerinde önemli ölçüde gerilim de yarattığını, söylüyor.

Kraliyet Psikiyatristler Koleji’ne göre bu yaklaşım ayrıca, önyargılar ve ayrımcılığın yayılmasına da yardımcı oluyor.

BBC Türkçe

Kuralları belli belirsiz, sağı solu belli olmayan ama tüm cezaları kanlı olan bir oyundur hayat. Şans var mıdır? İnsanın yüzüne güler mi, gülmez mi? Bilmiyorum ama hayatın kıyak geçtiği birilerinin olduğu bir aşığın gözyaşları kadar gerçektir. Kimileri ne yaparsa yapsın avuçlarında bal tadında bir mutlulukla yaşarlarken, bahtsız bedevi kıvamındakilerde hayatın neresinden tutarlarsa tutsunlar, iki ucu boklu sopa ellerinden asla düşmek bilmez. Yine hayatın acımasız bir oyunudur ki avuçlarında bir tutam bal lezzetinde hayatı yaşayanlar koca bir gurup azınlıktır aslında, hem de kocaman. Yalnızca mutlu olduklarına aldananlar oluşturur bu koca gurubun kuru kalabalığını. Hayat onları mutlu olduklarına inandırmıştır, katletmiştir tüm ince yanlarını canice.

Bir elma şekerinin peşinden ağlayamıyor, tüm ayrılıkları kolayca kabullenebiliyorsak nasırlaşmış bir yüreğimiz var demektir bunun adı büyümek, olgunlaşmak olamaz. Yada büyümenin, olgunlaşmanın tanımı duygularımızdan benliğimizden arınmak olmalıdır. Hayat insanoğluna yüz yıllar önce öyle bir çelme taktı ki, ne bu çelmeden kurtula bilen nede doğrulan oldu. Bu çelmenin adı ise ahlaki değerleri bir türlü saygıyla buluşturamayan “ahlak” oldu. Ama bu ahlakın içerisine asla dürüstlük ve saygı dahil olmadı, olamadı. Çocuklara tecavüz edenlere saldıranlar, çocuk pornolarıyla orgazm olurken, delikanlılıktan bahsedenler üç kuruş için kadıları sokaklarda sürüklediler. İzbe parklarda faili meçhul yatan eşcinsel cesedin katili her zaman bir maganda idi. Her magandanın da bastırılmış bir eşcinsel olduğunu düşünürsek ahlakın içerisinde saygı ve dürüstlükten zerre kadar eser olmadığını bir şamar kıvamında anlarız. Hadi magandalığı biraz daha deşelim. Bir maganda neden eşcinseldir? Güçle şiddetle erkekliğini ispatlamaya çalıştığı için. Neden erkekliğini ispatlama gereksimi duyar? Kendisinin de emin olmadı ve korktuğu bir iç dünyası olduğu için. Peki bir maganda bir eşcinseli neden öldürür? Çünkü deliler gibi korktuğu iç dünyasındaki hayatın ta kendisi, karşısında duran narin ve güçsüz erkek bedeninde alenen sergilendiği için.

Bu kısır döngünün sebebi ahlaktan başka hiç bir şey değildir. Eşcinseli eşcinsel yapan, magandayı maganda yapan ahlaki baskının ta kendisidir aslında. Ahlaksa hayatın insanoğluna attığı en büyük kazıktır. Ahlak aslında ahlaksızlığın ta kendisidir. Hayatı tekrar tasvir edebilirsek eğer, hayat bu yazı gibi sonu başı belli belirsiz bir ahlak abidesidir.

Mr. SHOT

HOMOFOBİ VE HETEROFOBİ

Bilgi, doğru bilgi, güçtür. Homofobi terimini ilk ortaya atan Weinberg’dir. Fobi; bir şeye karşı duyulan korkunun, bireyin gündelik yaşamını olumsuz yönde etkilemesi halidir, mantık dışı bir korkudur. Homofobi, son yıllarda eşcinsel lobinin faaliyetleri sonucunda eşcinsellikle ilgili her türlü olumsuz tepkiyi açıklamada kullanılan teknik bir terim halinde kullanılmaya başladı. Hatta Morin (1977) homofobinin tanımını, heteroseksüelliği, homoseksüelli­ğe göre daha üstün veya daha doğal olarak değer atfeden her türlü inanç sistemi olarak genişletti. Bu durumda ebeveynlere, büyüdüğünde çocuklarının eşcinsel olmasını isteyip istemediklerini sorulduğunda, nere­deyse tamamına yakınının homofobik olduğu ortaya çıkacaktır. Eşcinsellik, dini, ahlaki ve politik nedenlerle toplumlarda genellikle negatif karşılanmış ve bu tavır bazen homofobi olarak da adlandırılmıştır. Bu görüşe göre, tüm insanlar eşcinselleri sevmek, onaylamak, destek olmak ve hatta rahatsız olmamak durumundadır, herhangi bir şekilde rahatsızlık duyulduğunda, “eşcinsellerden rahatsızlık duyan da gizli eşcinseldir” etiketi yapıştırılacaktır. Bu nedenle teknik bir terim olan homofobinin artık daraltılma zamanı gelmiştir. Çünkü geniş bir homofobi tanımı eşcinsellere üstü kapalı da olsa büyük zararlar vermektedir.

Bakış açısı homofobinin tanımını ve içeriğini belirlemektedir. Eşcinselliği bir hastalık olarak görme durumunda homofbinin tanımı ayrı yapılabilirken, eşcinselliği bir cinsel tercih olarak doğal ve normal bir durum olarak görme durumunda tanımı ayrı yapılacaktır. Bu durumda bir referans noktasına ihtiyaç vardır. Bu nedenle CİSED hofobiyi; eşcinsellere ve eşcinselliğe karşı mantık dışı kin, nefret ve aşağılama şeklindeki haksız yargıların beraberinde getirdiği, eşcinsellere şiddet uygulanmasını savunma veya şiddet eylemlerinde bulunmayı içeren davranış ve tutumlar olarak tanımlamaktadır. Yani referans noktası eşcinsellere saldırı ve şiddet uygulanması, şiddetin savunulmasıdır. Bu referans noktasından sapıldığında, eşcinselliğin doğaya aykırı olduğunu savunma veya eşcinselliği bir yaşam şekli değil de cinsel ilişkiler toplamı olarak görme çok yanlış bir şekilde homofobi olarak değerlendirilebilir. Bu durumda eşcinsellik eleştirilemeyen veya tartışılamayan bir tabu haline gelmektedir. Bilindiği üzere, tüm tabular insan hayatını zorlaştırmaktadır. Ülkemizde cinsellik hala bir tabudur, binlerce insan bu nedenle cinsel işlev bozukluğu yaşamaktadır; din bir tabudur, bu nedenle gerçek dinin sevgi, hoşgörü ve kardeşlik olduğunun üstü kapatılmaktadır; laiklik bir tabudur, bu nedenle dinsizlik olarak algılanmaktadır. Eşcinselliğin de bir tabu haline getirilmemesi gerekir. Geniş homofobi tanımı eşcinselliği tabulaştırmaktadır. Oysa modern dünyada her konu, her düşünce eleştirilebilmelidir, insan zihnine ambargo konulmamalıdır. Bu yapılmadığında “eşcinsellik hastalık değildir, fakat homofobi tedavi edilebilir bir hastalıktır” şeklindeki yaklaşımlar da heterofobi olarak değerlendirilecektir. Heterofobi; LGBTT’lere (Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Travesti ve Transeksüel) eşit haklar tanınması amacıyla yapılan çalışmaların heteroseksüellere yönelik bir ayrımcılık faaliyeti olduğu anlamına gelir. LGBTT tartışmalarında heterofobi, homofobinin tersi olarak da kullanılmaktadır. Eşcinsellere karşı ön yargıları olanlar da, eşcinsel lobi de, kendi korkularını (fobilerini) kabullenmeli, tartışmalı ve bilgilenerek bu korkularını yenmelidir.

“Daraltılmış homofobi tanımı ve eşcinselliğin eleştirilmesi veya bir hastalık olarak değerlendirilmesi, eşcinsellere yönelik saldırı ve şiddet eylemlerini arttırır” mantığı da çok yanlıştır. Çünkü her zaman düşünce ve bilim özgür olmalıdır. Atom üzerine çalışmalar yapan bilim adamları Japonya’da binlerce insanın ölmesini istememişlerdir, sosyalizmin düşünce babası Karl Marx, yine binlerce insanın öldüğü soğuk savaşı istemiştir. Görüldüğü gibi her düşünce veya bilimsel gelişme insanlık için iyi yönde de kullanılabilir, kötü yönde de kullanılabilir. Önemli olan niyettir. Niyeti kötü ve az gelişmiş insanlar her devirde vardı, olacaklardır da, onlardan korkarak bilim, teknoloji, özgür düşünce ve tartışmaktan vazgeçmemiz gerekiyor.

Homofobinin nedenleri toplumsal, dini, ideolojik ya da psikolojik olabilir. Eşcinsel ilişki birçok dinde veya mezhepte lanetlenmiş, dini metinlerde eşcinselliğin kabul gördüğü toplumların Tanrı tarafından cezalandırıldığı öne sürülmüştür. Bu nedenle çocukluktan itibaren kendini katı dini ve ahlaki öğretinin içinde bulan bir kişi, okudukları ve duyduklarının ışığında küçük yaşta homofobik yaklaşımlar içerisine girebilir. Ayrıca kendisinin eşcinsel olduğundan şüphelenen ve bu durumdan endişelenen bir kişi bu korkusunu homofobi olarak dışa vurabilir. Yani gerçekte aşırı homofobik kişiler Freud’a göre gizli eşcinsellerdir.

 

COMING OUT NEDİR?

Gerçek eşcinsellik terminolojisinde kullanılan coming out terimi; Türkçe’de kendini bulma, açılma, kendini ifşa etmek veya eşcin­sel olduğunu açıklamak olarak kullanılır.

Dolap, eşcinsel kimliğin sak­lanmasının metaforudur. Dolaptan çıkma ise eşcinsel kimliğini açıklamak anlamına gelir. 

 

Eşcinselliğin Tipleri

Eşcinsellik denilince tek tip bir insandan bahsetmek çok zordur ve çok çeşitli eşcinsel tipleri vardır. Aile dinamiği, kültür ve kişilik yapısı gibi birçok parametreye göre eşcinsellik tipleri değişebilir. Eşcinsellik açık ve gizli olarak ikiye ayrılabilir. Açık eşcinselliği, gizli eşcinsellikten ayırt etmek gerekir.

Açık eşcinsellikte kişi, eşcinsel duygu ve dürtülerinin bilincindedir, cinsel yöneliminin nesnesi bellidir.  Toplumsal yargı ve baskılardan korksa da, bunalsa da ve bunu kendisi için sorun olarak kabul etse de; bu duygu ve dürtülerin doyurulmasını ister ve uygun eş bulunca kendisine haz veren cinsel eylemleri olur.

Açık eşcinselliğin 7 tipi vardır:

İletişim ve Destek

Sosyal Medya

  • burakeses: Ben 17 yasındayım internet cafeden arkadaşlarım var onlarında gay olduklarını biliyorum ama h [...]
  • Veli: Yaw bunlarin 100%20 bende mevcut bendemi gayım şimdi :( [...]
  • sssssezar: aptal burak salak!!!! çocuktan bahsediyor admdan değil!!!!! [...]
  • sssssezar: salak burak sus!!!!! aptal yazan herşey doğru... çocuktan bahsediyor adamdan değil! aptal [...]
  • windows 8 upgrade: It was nice to read the article the patient who called. I also agree with the statement that the peo [...]
izmir escortbuca escort
vajinismus Cem Keçe Cised Vajinismus Vajinismus ankara Erken Boşalma uzmanlar web tasarım