Eşcinsel eğilim, dürtü, duygu ve davranışlarını diğer insanlardan gizleyen ve eyleme vurmayan yani eşcinsel yönelimi olsa da kendi cinsiyle ilişkiye girmeyen kişilerdir.

Eyleme vurmak nasıl bir kişinin kendi kimliğiyle ilgili verdiği bir kararsa, eyleme vurmamak da yine aynı şekilde, kişinin bilinçli tercihi ile verdiği bir karardır.

Eşcinsel yönelimlerini açıklamayıp, kendi içinde saklamak; kendini anlamak, gelişmek ve ihtiyaç duyarsa değişmek için gerekli olan ortamı ve dinamizmi yaratabilen bu kişiler için; saklı olmak veya eyleme vurmamak, başlı başına bir seçim, mücadele, dayanışma, inanç ve kişisel gelişim biçimidir; çoğu zaman kendini aşma sürecine açılan içsel bir mekân gibidir. Bu kişiler suçluluk duygularının yönlendirdiği, çekingen, korku dolu bir kişi değil; kimliğinin bütünlüğünü muhafaza etmek adına, eşcinsel yönelimlerinin getirdiği zorlukları kabullenmek yerine, onları aşmaya hazır ve iradesi güçlü kişilerdir.

İnsanı diğer canlılardan ayıran en seçkin, en belirgin ve en müstesna vasfı iradesidir. İnsan iradesiyle insandır. Yani insanoğlu, kendi arzusuyla, kendi düşüncesiyle, kendisine has menfaatleri değerlendirip düşünerek; hangi şeyler faydalı, hangi şeyler zararlı bunları ayırt edebilen, hareket edebilen ve o konuda irade gücüyle ortaya çıkabilen tek varlıktır. Eşcinselliktede irade çok mühim bir husustur.

Kant, iradeyi şöyle tarif etmiştir. “Dünyanın ne dahilinde ne de haricinde irade gibi, kıymetli bir şey yoktur. Mal, makam ve sıhhat güzel kullanmak şartıyla kıymetlidir. İrade ise, mutlak kıymetlidir.Nietzsche’ye göre ise; güçlü insan, güçlü iradesi olan insandır. Güçlü insanla kastedilen, politik anlamda güçlü olan insan değildir, metafizik ve ahlak anlamında güçlü olan insandır. Böyle bir insan, hiçbir zaman kendini küçük ve zayıf hissetmez. Yani ahlakın işareti iradenin gücüdür. Ahlaklı olmak, kendinin efendisi olmaktır.

Eyleme vurulmayan eşcinsellik; tedaviye en iyi yanıt veren tiptir. Teadvide başarı, iradenin sağlam olmasına bağlıdır, başarısızlık da iradenin zıddı olan gevşeklikten kaynaklanır. Kur’an-ı Kerim’de bir ayette, “Gevşeklik göstermeyiniz, mahzun da olmayınız, inanıyorsanız mutlaka üstünsünüz.” (Al-i İmran:139) ifadesiyle üstün olmanın şartını gevşeklik göstermemeye bağlamaktadır. Gevşek olmamak iradenin sağlam olması, azimli olması demektir. Bu nedenle iradesi güçlü olan bu arkadaşlarımızın tedavileri genellikle yüzgüldürücüdür.

Ergenlik çağı genellikle cinsel duyguların çok yoğun yaşandığı bir ve cinsel kimliğin netleştirildiği bir dönemdir. Bu dönemde tutkulu arkadaşlıklar geliştirilebilir veya her iki cinsten hayran olunan kişilere karşı derin cinsel duygular beslenebilir ve cinsel yönelim konusunda kafa karışıklığı yaşanabilir.

Ergenlik döneminde hemcinslerle çeşitli cinsel deneyimler yaşanabilir. Bu deneyimler normaldir ve kişinin kendi cinselliğini keşfetmesinin bir parçasıdır ve bu nedenle ergen hemen etikenlenmemelidir. Çünkü cinsellik konusuna merak duymak ve bazı şeyleri denemek ergenlik döneminde normaldir. Ergenlerin çoğu öpüşme, sürtünme, sarılma, sevişme veya bazen de elbiselerinin üzerinden birbirlerinin vücuduna dokunarak cinselliği keşfetmeye çalışırlar. Hatta birbirlerine mastürbasyon yapabilirler. Bu nedenle geçici eşcinsellik; ergenlik döneminin başlarında görülebilen, genç kızların ve delikanlıların kendi cinsleriyle kurdukları yakın ilişkileri içerir. Bu ilişkiler heteroseksüel sevgiye geçiş aşamasında yaşanan geçici eğilimler olduğu için ciddi bir sorun oluşturmayabilir. Ergenlerde sık rastlanan deneme amaçlı girişimler, genellikle geçicidir ve varsa evde ya da çevrede özellikle kendi cinsinden birinin daha fazla ilgilenmesi ve çocuğun hayatında kısıtlama yapılmaması önerilmeli ve çocuğu eğilim ya da yöneliminden utanç duyması ya da hasta gibi hissetmesi önlenmelidir. Çünkü, eşcinsel duygular ve deneyimler yaşayan birçok ergen daha sonra heteroseksüel ilişkilere girebilir.

CİSED, yaptığı araştırmalarda, çocukluk ve ergenlik çağında eşcinsel dürtü ve eğilimlerin çok sık yaşandığını ama zamanla geride suçluluk ve günahkarlık duyguları bırakarak yavaş yavaş söndiğinü tespit etti. Bu tür deneyimler ergenler için genellikle bir sorun olmaz ve böyle bir durumda eşcinsellik söz konusu da değildir.

Otto Fenichel’e göreergenlerin aynı cinsten gruplar halinde toplanmayı yeğelemeleri bir olasılıkla sosyal etkenlere bağlıdır. Böylece ergenler karşı cinsin kışkırtıcı varlığından kaçındıkları gibi, aynı zamanda yalnız da kalmamış olurlar. Ancak kaçındıkları şey başlarına gelebilir ve cinsellikten sakınmak umuduyla kurulan arkadaşlıklar bazen eşcinsel yakınlaşmalara yol açabilir. Ergenler arasında ara sıra yıpalan eşcinsel denemeler, geçici olduğu sürece ve cinsel kimlikte saplanmalara yol açmadığı süre sağlıksız olarak değerlendirilmemelidir. Ancak eregenler hem yalnız olmaktan, hem de karşı cinsin heyecan verici varlığından kurtulmak için eşcinsel toplulukları yeğleyebilirler, buna dikkat etmek gerekir.

Cinsel kimliği konusunda kafası karışmış bir ergeni hemen etiketlemek yerine, doğru cinsel bilgileri aktarmak, ona zaman tanıyarak cinsel yönelim konusunu dikkatle irdelemesini sağlamak veya gerekirse bir cinsel terapistten yardım almak doğru bir seçenek olacaktır. Ayrıca geçici eşcinsellikte başvuran ergenin gizliliğine saygı gösterilmeli, izin verilmesi durumunda aile görüşmesi yapılmalı, ailenin ergeni ya da kendini suçlaması önlenmelidir. Ergeni izole etmenin doğuracağı kötü sonuçları bilimsel bir biçimde anlatmalı, eşcinsellik hakkında daha ayrıntılı bilgi verilmelidir. Ergenle özgüven arttırıcı çalışmalar yapılmalı, AİDS ve diğer riskler konusunda eğitim verilmelidir. Çünkü eşcinsel bir yaşam birçok soruna ve çatışmaya yol açabilir. Ergenler gereksiz yere abartılmış cinsel korkular yüzünden içten içe rahatsız olabilir ve değişik şikayetler geliştirebilirler. Bu nedenle gerçek cinsel bozuklukların ve özellikle cinsel sapıklıkların ne olduğunun ergenler tarafından iyi bilinmesi çok önemlidir. Ergen bildiği sorunlarla daha kolay başa çıkabilir.

Geçici eşcinsellik, tedaviye yanıt verebilen, ikinci sıradaki tiptir.

Hapishane, manastır veya dışarıya kapalı yurtlar gibi ortamlarda mecburiyetten ortaya çıkan eşcinselliktir, fırsat homoseksüalitesi de denir. Bu ortamın terk edildiği durumda kişi tekrar heteroseksüel hayatına geri dönebilir. Durumsal eşcinsellik nadir görülen bir durumdur. Çünkü hiç kimse iç dünyasında eşcinsel duygu, dürtü ve fanteziler beslemiyorsa, ne olursa olsun, kolay kolay eşcinsel bir ilişkiye giremez. Eşcinsel ilişki için aktif ve pasif rol oynayacak iki kişiye ihtiyaç vardır. Psikolojik ve fiziksel açıdan pasif rolünü üstlenebilmek “sırf zorundayım” diye kabullenilebilecek veya taşınılabilecek bir durum değildir. Hapishane, kilise veya yurtlar gibi yerler, yalnızca var olan duygu ve dürtülerin hayata geçirilebilmesi için uygun atmosferi sağlayan araçlardır.

Kişinin kafasında cinsel coşkuyu arttıracak nitelikte bir takım hayaller canlanmasına cinsel fantezi denir. Fantezi kurmak; deneme-yanılma yöntemine maruz kalmamaları için kişilerin sahip oldukları bir yetenektir, bir eşit simülasyondur. Cinsel yaşamın güzelleştiği anlar yaratmanın kısa tanımı olan cinsel fantezi kurmak ise; her istenilenin gerekleştirilemediği gerçek dünyada, dozunda kaldığı sürece, cinsel istekleri tatmin için gidilebilecek en masum, en zararsız ve en güzel yollardan biridir.

Fanteziler sağlıklı bir cinsel yaşamın göstergelerinden biridir. Cinsel fanteziler; kişilerin üzerindeki bir takım baskıları azaltabilir, günlük hayatlarını normal olarak sürdürmelerine ve cinsel yaşamdaki heyecanı yoğunlaştırarak daha kolay doyuma ulaşmalarına yardımcı olabilir, kişinin kendisini tehlikeye atmadan veya ret edilme kaygısı taşımadan farklı insanlar ve durumlar keşfetmesini mümkün kılabilir, cinsel isteği, cinsel duyarlılığı ve cinsel yaşantıdan alınan hazzı arttırır, kişinin cinsel birleşme sırasında havaya girmesine ve kendi kendini erotize etmesine yardımcı olur, duyguları canlı tutar, cinsel yaşantıyı monotonluktan, sıradanlıktan uzaklaştırıp, renklendirir, zenginleştirir ve son olarak da cinsel terapilerde hastalara ev ödevi olarak verilerek cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde kullanılır. Ayrıca cinsel fanteziler; herhangi bir cinsel sapıklığın baş göstermesini önleyebilir ve evliliklerde yıllar geçip ilişki olgunlaştığında boşanma ve aldatma ihtimallerini azaltabilir. Bu açılardan bakıldığında cinsel fanteziler; gerçeklerin tatmin etmediği noktada beynimizin pansuman için ürettiği sanrılardır.

Cinsel fanteziler cinsel uyarılma sağlamak, haz duymak ve orgazm olabilmek için zorunlu olduğunda, tekrarlayıcı bir yapıya büründüğünde, sabit bir düşünce veya davranışa dönüştüğünde eşcinsellik söz konusu olabilir. Örneğin birçok erkek sanal seks, anal seks, toplu seks, eşcinsel ilişki gibi düşüncelerden cinsel olarak uyarılabilir, bunlar cinsel fantezilerinde sıkça yer alabilir, bu normal ve doğal bir durumdur. Ancak kişi bu düşüncelerinden başka hiçbir şeyden cinsel uyarılma sağlayamıyorsa, o zaman sıkıntı başlıyor demektir. Bu sıkıntı, eşcinsel cinsel fantezilerin eyleme vurulmasına dönüşürse, kişi eşcinselliğe doğru kayabilir.

Eşcinselliği gizli bir fantezi şeklinde yaşayan bu kişiler genellikle ayda yalnızca birkaç saat kendi cinsleri ile cinsel fantezilerini gerçekleştirme eğilimindedirler. Bir hastam duygularını şöyle açıklamıştı:

“Bu durumu gizlemek zorunda olmaktan nefret ediyorum. Ne olduğumu bazen karıştırıyorum ama en iyi ihtimalle biseksüel olduğumu düşünüyorum.

Biseksüel, duygusal veya cinsel yönelimi hem kendi hem de karşı cinsine dönük olan kişidir. Biseksüel sözcüğü hem isim hem de sıfat olarak kullanıldığı için, cinsel fantezilerin eyleme vurulduğu eşcinsellik yani biseksüel eşcinsellik; açık eşcinselliğin bir alt tipi olarak değerlendirmeye alınmalıdır. Cinsel kimlik karmaşası içinde olan ve hayata heteroseksüel olarak başlamış, eşcinsel ilişkilere yatkınlığını sonradan keşfetmiş bu kişilerin aynı cinse olan ilgilerini fark etmeleri “ben kimim?” sorusunu akıllarına düşürmektedir. Hatta bazen “gerçek bir eşcinsel olabilirim” şeklinde düşünmeye bile başlayabilirler. Bu kişilerin çoğu kendilerini biseksüel olarak tanımlamazlar veya yaşadıklarının gerçekte biseksüellik olduğundan haberdar bile olmayabilirler. Düşünceleri eşcinsel olma yolunda ilerleyen bir heteroseksüel oldukları doğrultusunda da değildir.

Her iki cinse aynı ölçüde ilgi duymayabilen veya bu ilginin derecesi zaman içinde değişebilen bu kişilerin bir kısmı, toplumdaki konumları sarsılacağı endişesiyle, hemcinslerine duydukları isteği ve eşcinsel yaşantılarını bir sır olarak saklama yoluna giderlerken, bir kısmı da yaşadıklarını eşlerine itiraf bile edebilmektedirler. Çiftler aralarındaki iletişime, kendilerini cinselliğe ve yeniliklere açık hissetmelerine bağlı olarak, gerektiğinde cinsel fantezilerini paylaşabilmektedir. Bunda amaç sevilen kişiyi incitmeden, monotonlaşan ilişkiyi daha iyiye götürmektir. Ancak cinsel fantezileri paylaşmak geri dönülmez bir yola girmeyi de beraberinde getirebilir. Çünkü partnerle veya eşle paylaşılan bir fantezi artık kişinin olmaktan çıkar, çiftin önünde yeni ufuklar açar ve kişi bir daha onu asla geri alamaz. Bu nedenle cinsel fanteziler paylaşılırken çok hassasiyet gösterilmeli, cinsel fantezilerin paylaşılmasının veya gerçeğe dönüştürülmesinin şart olmadığı akıldan çıkarılmamalıdır. Çünkü biyolojik, toplumsal ve kültürel etmenler her kişi için farklı olduğundan, ister biseksüel, ister gay veya lezbiyen, isterse heteroseksüel veya aseksüel olsun, herkesin cinselliği kişiseldir. Bu nedenle cinsel fantezilerin eyleme vurulduğu eşcinsellik; genellikle heteroseksüel bir evlilik yapmış, çoluk çocuk sahibi ve toplumda profesyonel olarak saygı gören bir yerlerde olan açık eşcinseller için kullanılan bir terimdir. Ayrıca her cinsel çekim hissettikleri kişiyle cinsellik yaşamayan bu kişiler; cinsel olarak yalnızca bir eşle aktif olmayı seçebilirler, uzun-dönemli, tekeşli ilişkileri olabilir, aynı cinsiyetten eşlere, üç-taraflı ilişkilere veya birkaç eşli ilişkilere izin veren serbest evlilikler yapabilirler. Bir yerlerde başka bir hayatın var olduğunun bilincinde ve ellerine gelen her şeyin tadına bakmak konusunda oldukça cüretkâr olan bu kişiler; aynı anda hem bir erkekle hem de bir kadınla cinsel olarak birliktelik yaşayabilirler ve genellikle maceraperest ruhlu, cinsel fantezilere ve değişikliklere karşı açık kişilerdir.

Toplumda genellikle göz ardı edilen gizli (latent) eşcinsellik; dinamik bir kavramdır ve kişi, benliği tehdit eden ve benlik tarafından kabul edilemez olan eşcinsel dürtü ve eğilimlerinin bilincinde değildir. Bu dürtülerin hem bilinçdışı güçlü bir etkinlik taşımaları, hem de benliğe yabancı olmalarından dolayı; kişi bir yanda, bilinçdışı yasak ve kabul edilemeyen dürtü ve eğilimler; öbür yanda benliğin bunları bilinçten uzak tutma ve bu dürtülerle savaşma gereksinimi arasında kalır. Bu çatışma içinde kalan kişi bilinçdışı olarak, homofobi, aşırı erkeklik çabaları, aşırı çapkınlık, oğlancılık, her fırsatta erkekliğini ön plana çıkarmak, maçoluk, aşırı eşcinsellik düşmanlığı gibi değişik savunma düzenekleri ile kendi sistemini dengede tutmaya çalışabilir. Burada amaç; bilinçdışı olarak, başkalarının kendisini eşcinselmiş gibi görecekleri korkusunu yenmek ve aşırı erkeksi davranışlarla eşcinsel olmadığını dış dünyaya kanıtlamaktır. Hatta aşırı erkeklik duygusuyla garip davranışlar içerisinde bulunan ve halk arasında maganda olarak nitelenen kişilerde de gizli eşcinsellik olabilir. Aşırı erkeklik gösterisi kadar, hastalık derecesinde kıskançlık hezeyanına kapılmakta bilinçdışına itilen gizli kalmış eşcinselliğinin sonucu olabilir.

Gizli eşcinsellik çeşitli şekillerde kendisini gösterebilir. Gizli eşcinselliğin 5 tipi vardır:

1-Homofobik tutumlarla kendini gösteren gizli eşcinselik,

2-Eşcinsel olmak korkusu veya takıntısıyla kendini gösteren gizli eşcinsellik,

3-Maçoluk veya aşırı erkeksi tavırlarla kendini gösteren gizli eşcinsellik.

4-Aşırı çapkınlık yapma eylemleriyle kendini gösteren (abartılı playboy olma) gizli eşcinsellik.

5-Heteroseksüel olduğunu düşünme şeklinde kendini gösteren gizli eşcinsellik. Yani eşcinsel partnerle cinsel yakınlaşma eylemlerinde bulunma şeklinde kendini gösteren gizli eşcinselliktir. Eşcinsellerle birlikte olan ama kendinin hala Heteroseksüel olduğunu düşünenler için kullanılan teknik bir terimdir. Hemcinsiyle cinsel ilişki kuran aktif eşcinsel olarak da tanımlanabilir. Halk arasında “oğlancı” da denir. Psikolojik olarak, bilinçdışı eşcinsel dürtülerinin aşikâr hale gelmemesi için kişinin, gücünü ve iktidarını zayıf ve karşılık veremeyecek durumdaki bir hemcinsi üzerinde ispat etmesi olarak tarif edilebilir. Aynı zamanda bu kişiler biseksüel olduklarının da farkında değildirler. Ancak hemcinsiyle ilişkiye giren herkes, aktif olsun, pasif olsun eşcinseldir. Karşı cinsle ilişkiye girerken hemcinsiyle de ilişki yaşayanlar ise biseksüeldir.

Oğlancı; Osmanlıdan kalan çok eski ve yanlış bir geleneği uygulamaya devam eden kişidir. Eskiden sarayda köle olarak alınan genç oğlanlar makbul ve değerli bir hediye olarak sayılmaktaydı. Padişaha, paşalara hediye vermek isteyenler hediyelerinde oğlan vermeyi de ihmal etmiyorlardı. Oğlancılık öyle boyutlara ulaşmıştı ki, bir rivayete göre, Osmanlı paşası padişahın özel oğlanına dahi göz koyabilmekte, onun için şiirler yazabilmekteydi. Oğlancılık; günümüzde de cezaevlerinden başlayarak toplumumuzun çeşitli kesimlerinde hala varlığını sürdüren gizli eşcinsellik türüdür. 

İletişim ve Destek

Sosyal Medya

  • burakeses: Ben 17 yasındayım internet cafeden arkadaşlarım var onlarında gay olduklarını biliyorum ama h [...]
  • Veli: Yaw bunlarin 100%20 bende mevcut bendemi gayım şimdi :( [...]
  • sssssezar: aptal burak salak!!!! çocuktan bahsediyor admdan değil!!!!! [...]
  • sssssezar: salak burak sus!!!!! aptal yazan herşey doğru... çocuktan bahsediyor adamdan değil! aptal [...]
  • windows 8 upgrade: It was nice to read the article the patient who called. I also agree with the statement that the peo [...]
izmir escortbuca escort
vajinismus Cem Keçe Cised Vajinismus Vajinismus ankara Erken Boşalma uzmanlar web tasarım